Yargıtay - 10. Ceza Dairesi

2021/1472 Esas 2021/4942 Karar
Karar Tarihi: 21.04.2021
Yargıtay

10. Ceza Dairesi         2021/1472 E.  ,  2021/4942 K.

'İçtihat Metni'

Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Düzce (Kapatılan) 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 05/01/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

A-) Konuyla İlgili Bilgiler:

1- Şüpheli ....hakkında, 03/10/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 03/03/2015 tarihli ve 2014/12974 soruşturma, 2015/94 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, aynı kanunun 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına, kesin olarak karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 12/03/2015 tarihinde MERNIS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, 06/04/2015 tarihinde infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

2- Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 08/04/2015 tarihli ve 2015/758 DS sayılı çağrı yazısı tebliği üzerine şüphelinin 14/04/2015 tarihinde müdürlüğe başvurduğu, infazda uyulması gereken kurallar formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, denetim planı hazırlandığı, 21/04/2015 ve 11/05/2015 tarihli bireysel görüşmelerine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 29/05/2015 tarihinde müdürlükte elden tebliğ edildiği, uyarılmasından sonra 31/07/2015 tarihli SAMBA Grup çalışmasının 3. oturumuna katılmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 31/07/2015 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 31/07/2015 tarihinde Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

3- Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 08/09/2015 tarihli, 2014/12974 soruşturma, 2015/3056 esas ve 2015/2521 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/4-a maddesi delaletiyle TCK’nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Düzce 7.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

4- Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’ nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK’nın 51.maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, karar verildiği, kararın 03/05/2016 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,

5- Sanığın 1 yıllık denetim süresi içerisinde 13/01/2017 tarihinde işlediği silahlı tehdit suçu nedeniyle Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2018 tarihli ve 2017/588 esas, 2018/562 sayılı kararı ile 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin bildirilmesi üzerine, Düzce 7.Asliye Ceza Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosyanın devredildiği Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/03/2019 tarihli ve 2015/741 esas,2016/778 karar sayılı ek kararı ile erteli 1 yıl 8 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının aynen infaza ilişkin ek karara itiraz ettiği,

6- İtirazı inceleyen mercii Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/04/2019 tarihli ve 2019/644 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:

Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;

“Uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanık ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/03/2015 tarihli ve 2014/12974 soruşturma, 2015/94 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, adı geçen sanığın yükümlülüğünü ihlâl etmesi sebebiyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının anılan Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Erteli hapis cezasının aynen infazına dair Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/03/2019 tarihli ve 2015/741 esas, 2016/778 sayılı ek kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/04/2019 tarihli ve 2019/644 değişik iş sayılı kararı, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;

Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 26/05/2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 karar sayılı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16/05/2016 tarihli ve 2016/927 esas, 2016/4447 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen 'Kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/03/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesin olarak verildiği ve şüpheliye tebliğ edilmemekle birlikte Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çıkarılan 08/04/2015 tarihli çağrı yazısında da itiraz hakkı olduğunun belirtilmediği, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Düzce 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.

C-) Konunun Değerlendirilmesi:

Şüpheli ... hakkında, 03/10/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 03/03/2015 tarihli ve 2014/12974 soruşturma, 2015/94 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, şüphelinin tedbirin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Düzce (Kapatılan) 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 51.maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, anlaşılmıştır.

Erteli hapis cezasının aynen infazına dair Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/03/2019 tarihli ve 2015/741 esas, 2016/778 sayılı ek kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/04/2019 tarihli ve 2019/644 değişik iş sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;

1-28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan 'Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.' şeklindeki düzenleme gereği, 'Kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/03/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin karar her ne kadar şüpheliye 12/03/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, anılan kararın kesin olarak verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı gibi,

2- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğ edildiği, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan kesin olarak verilen ve ayrıca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı anlaşıldığından, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, kanuna aykırıdır.

Sonuç olarak; yukarıda açıklandığı üzere, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

D-) Karar:

Açıklanan nedenlere göre; kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” ve “şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte yeniden usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi ve infazının sonucunun beklenilmesi için Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan Düzce (Kapatılan) 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/02/2016 tarihli ve 2015/378 esas, 2016/152 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 21/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.