Yargıtay - 6. Ceza Dairesi

2021/25481 Esas 2022/4017 Karar
Karar Tarihi: 23.03.2022
Yargıtay nitelikli yağmaya teşebbüs

6. Ceza Dairesi         2021/25481 E.  ,  2022/4017 K.

'İçtihat Metni'

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanık ... müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede;

1-) Sanıklar ..., ... ve ... haklarında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.' ve aynı Kanunun 301. maddesinin 'Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının; katılan beyanı dışında sanığın eyleme katıldığına ilişkin olarak somut ve hukuka uygun delil bulunmadığına, katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında beyanlarındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının; sanığın atılı suçu işlememiş olduğundan dolayı beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığın cezaevinden gönderdiği 31.03.2021 tarihli dilekçesinde de suçu açıkça işlemediğini beyan etmiş olduğundan kararın bozulması gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının; sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin somut delil bulunmadığına, müştekinin tüm aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu hususunun dikkate alınmadığına, müştekinin sanığa husumet beslemiş olması nedeniyle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması

gerektiğine, sanığın sabıkalı olması hususu 58. madde kapsamında değerlendirilmesi gereken bir husus olup 62. madde kapsamında değerlendirilemeyeceğine, yönelik olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;

Oluş ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde birden fazla kişi tarafından birlikte, gece vaktinde iş yerinde yağma suçunu gerçekleştiren sanıklar haklarında, nitelikli yağmaya teşebbüs suçunun unsurlarının oluştuğu, nitelikli yağmayı düzenleyen maddede yer alan birden fazla bendin aynı anda gerçekleşmesi sebebiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin yerinde olduğu, TCK’nın 29. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, sanıklar haklarında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmaması yönündeki mahkeme kabul ve takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, TCK’nın 58. maddesi uygulamaları yönünden herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu itibarla sanıklar haklarında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca dosyada CMK'nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar haklarında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İTİRAZLARININ ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

2-) Sanık ... hakkında yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

5271 sayılı CMK'nın “Temyiz nedeni” başlıklı 288. maddesi uyarınca;

(1)Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.

(2)Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.''

Aynı Kanun’un “Hukuka kesin aykırılık hâlleri” başlıklı 289. maddesi uyarınca;

(1)Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:

a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b)Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.

c)Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.

d)Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.

e)Cumhuriyet Savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.

f)Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.

g)Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.

h)Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.

i)Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Temyiz başvurusunun içeriği” başlıklı 294. maddesi uyarınca;

(1)Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.

(2)Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.”

Temyiz isteminin reddi” başlıklı 298. maddesi uyarınca;

Yargıtay, süresinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.

Nihayet “Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması” başlıklı 302. maddesi uyarınca;

(1)Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.

(2)Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.

(3)Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.

(4)Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.

(5)289 uncu madde hükümleri saklıdır.

Yukarıda özetlenen mevzuat hükümleri uyarınca, istinaf sonrası temyiz incelemesi sebebe bağlı olup hukuksal denetimle sınırlıdır. Temyizde kural olarak maddi vaka denetimi, diğer bir ifadeyle sübut denetimi yapılamaz.

Dairemize göre, ilk derece mahkemesi ve son tahlilde istinaf mahkemesinin maddi vaka konusundaki kabulü akla, mantığa, ilme ve fenne aykırı ise bu durumda istisnaen maddi vaka yani sübut konusuna girilebilir.

Bir örnekle açıklamak gerekirse; ilk derece mahkemesi ve istinaf, sanığın mağdurun kendisine “hödük” demesine kızarak ona karşı kasten yaralama suçunu işlediğini kabul etmiş, bu sebeple sanık hakkında haksız tahrik altında kasten nitelikli yaralama suçundan verilen cezada indirim yapılmış ve katılan da “Ben ... hödük demedim. O nedenle haksız tahrik indirimi yapılmamalıydı” biçiminde bir gerekçeyle hükmü temyiz olsun. İlk derece ve istinaf mahkemesince hödük denildiğinin kabul edilmesi konusunun irdelenmesi bir maddi vaka denetimi yani sübut denetimi olup, kural olarak temyiz denetiminde bu konuya girilmemelidir.

Ancak; “hödük” kelimesinin ne manaya geldiği, bu sözün haksız fiil teşkil edip etmediği, somut olayda tahrik hükümlerinin nasıl yorumlanıp, uygulandığı hususlarının denetlenmesi ise; hukuksal denetimdir ve temyizde yapılması gereken de budur.

Mağdur temyiz dilekçesinde, '... doğuştan sağır dilsizim, bu sebeple hödük demem mümkün değil deyip, dilekçe ekinde de buna dair sağlık kurulu raporu ibraz etmiş ise, bu kabul; akla, mantığa, ilme ve fenne aykırı olacağından artık vaka denetimi yapılabileceği düşüncesindeyiz.

Nitekim Dairemiz, bu düşüncelerden hareketle verdiği 24.05.2018 günlü, 2017/5297 esas ve 2018/8102 sayılı kararında, sanık müdafiinin müvekkili hakkında TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması gerektiğini temyiz nedeni yaptığı olayda, ilk derece mahkemesi ve istinaf ceza dairesinin 27.01.2015 günü, suçun işlendiği saat dilimi olarak kabul ettiği 18.30-21.00 saatleri arasının değil de gündüz sayılabilecek başka bir saatin suç saati olarak kabul edilip edilmemesini, yani suç saatine ilişkin sübut konusunu denetlemenin bir maddi vaka denetimi olacağını, temyiz denetiminde bunun yapılamayacağını, suçun işlendiği kabul edilen saatin TCK'nun 6/1-e. maddesi uyarınca gece vakti olup olmadığı, buna bağlı olarak aynı Kanun'un 143. maddesinin somut olayda uygulanması gerekip gerekmediği, gerekiyorsa doğru uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesinin ise, hukuksal denetim olduğunu, hukuksal denetimle sınırlı inceleme sonunda, somut olayda, suç saati alarak kabul saatin gece vakti olduğunu ve uygulamanın hukuka uygun olarak yapıldığını tespit ederek temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir.

İstinaf sonrası temyizde önemli olan diğer bir konuda, temyiz incelemesinin sebebe bağlı ve sebeple sınırlı olarak yapılmasıdır.

Ancak, CMK'nın 289. maddesinin âmir hükmü uyarınca temyiz dilekçesinde bu maddedeki sebeplere dayanılmasa da, temyiz incelemesi sebebi yapılan husus incelenirken 289. maddede tadadi olarak sayılan hukuka kesin aykırılık hallerinin tespit edilmesi hâlinde hükmün (varsa diğer sebeplere ilâveten) bu sebeple(de) bozulması gerekir.

Dairemiz, 5271 sayılı CMK’nın 302/3. maddesi uyarınca, temyiz dilekçesi ve beyanında gösterilen sebep yerinde ise, diğer bir ifadeyle ileri sürülen hukuka aykırılığı varit kabul ettiği taktirde hükmü bu yönden bozmakta, varsa ileri sürülmeyen bütün diğer hukuka aykırılık hâllerini de kararında göstermektedir.

Burada son olarak açıklamak gerekirse;

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delilin hükme dayanak yapılması nedeniyle hüküm temyiz edilmiş veya başka bir sebepten temyiz edilmiş olmakla birlikte bu husus temyiz incelemesi sonucu tespit edilmiş ise, CMK'nın 289/1-i maddesi uyarınca hükmün bozulması gerekir. Burada kalan delillere göre, sübutun yeniden değerlendirilmesi gerektiği şeklinde bir bozma, mevzuatımıza uygun tam bir hukuksal denetimdir. Ancak bunu yapmak yerine, kalan delillerin de mahkûmiyete yeteceğini değerlendirip temyiz istemini esastan reddetmek ya da kalan delillere göre beraat kararı vermek gerekir diyerek hükmü bozmak ya da 303/1-a maddesine göre düzelterek onamak tam bir vaka denetimidir.

Bu izahattan sonra somut olaya gelecek olursak;

Sanık... müdafiinin temyiz isteminin, mağdurun olaydan bir gün önce sanık ...'ın işletmesinde olay çıkardığını beyan etmesine karşın sanık lehine olan bu durumun değerlendirilmediğine, mağdurun ... ile aralarında husumet bulunduğunu beyan etmesine karşın husumet sebebinin araştırılmadığına, tanık...'ın mahkemede dinlenmemesinin adil yargılanma ve yüzyüzelik ilkesine aykırı olduğuna, sanığın diğer sanık ...'ın eylemine katılmadığına, iki sanığın durumlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğine, teşebbüs indirim oranın hakkaniyete uygun olmadığına, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerekçesinin yetersiz olduğuna, sanığın atılı suçtan beraat etmesi gerektiğine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

Oluş ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanık ... ve temyiz dışı sanık ...’ün mağdurun bulunduğu iş yerine birlikte geldikleri, mağdurun temyiz dışı sanık ...’ün işlettiği iş yerinde bir gün önce garsonlarla tartışmasını gerekçe göstererek, mağduru darp ettiği, içki şişesiyle kafasına vurduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaraladığı, belinden çıkarmış olduğ silahı mağdurun ayaklarına doğru tutarak “bura bizim oldu, bize çalışacaksın, devamlı geleceğim” diyerek tehdit ettiği, akabinde sanık ... ile birlikte olay yerinden ayrıldığı olayda; olayın tek görgü tanığı olan ...’ın kovuşturma aşamasında beyanının alınmadığının anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 210/1’nci maddesinde yer alan 'olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir” amir hüküm uyarınca, tanık Doğan ...’ın yargılama aşamasında dinlenmesi ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dosyanın ... 5. Ağır Ceza mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 23/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.