Yargıtay - Ceza Genel Kurulu

2017/983 Esas 2019/627 Karar
Karar Tarihi: 24.10.2019
Yargıtay teşkil eden eylemin hükümlü ... tarafından gerçekleştirildiği

Ceza Genel Kurulu         2017/983 E.  ,  2019/627 K.

'İçtihat Metni'Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Çocuk Ağır Ceza

Sayısı : 287-70

Nitelikli yağma suçundan sanıklar ... ve ...'in TCK'nın 149/1-a-c, 31/3, 62. maddeleri uyarınca iki kez 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2012 tarihli ve 287-70 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 08.02.2016 tarih ve 29134-404 sayı ile sanık ... bakımından hükmün onanmasına, sanık ... bakımından ise zorunlu müdafi ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.02.2017 tarih ve 346304 sayı ile;

'...Beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiş de olsa tüm beyanların birlikte değerlendirilmesi neticesinde çıkan olay profili incelendiğinde;

a) Suç teşkil eden eylemin hükümlü ... tarafından gerçekleştirildiği,

b) Hükümlüler ... ve ...'in, ... ile birlikte ve bir suç işleme kararının icrası çerçevesinde hareket ettiklerine dair cezalandırılmalarına yetecek derecede vicdani kanıyı oluşturacak delil bulunmadığı,

C) Hükümlüler ... ve ...'in, ... tarafından gerçekleştirilen eyleme tam anlamıyla rıza gösterdiklerine dair de yeterli delil bulunmadığı ve yeterince etkin şekilde icra edilmemiş ve samimiyet derecesi mağdurlardan sorulup kanaat verici şekilde tespit edilmemiş olsa da hükümlüler ... ve ...'in, ...'ı sözlü müdahale ile engellemeye çalıştıkları,

D) Suçtan elde edilen para ve cep telefonunun hükümlü ...'ın üzerinde ele geçirilmesinin de hükümlüler ... ve ...'in eylemine iştirak iradesi ile hareket etmediklerinin delili sayılması gerektiği düşüncesi ile hükümlüler ... ve ...'in müsnet yağma ve yağmaya teşebbüs suçlarını işleme kastı ile hareket etmedikleri kanaatinde olduğumuzdan söz konusu hükümlüler hakkındaki zikredilen onama- düzelterek onama kararının kaldırılarak bozma kararı verilmesi gerektiği,' görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.07.2017 tarih ve 1153-2791 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçuna teşebbüsten ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçuna teşebbüsten verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararları itiraz edilmeksizin; mağdurlar ... ile ...’a yönelik nitelikli yağma suçlarından verilen mahkûmiyet kararları ise Özel Dairece düzeltilerek onanmaları suretiyle kesinleşmiş olup; itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ... ile ...’a yönelik nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ...’in nitelikli yağma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, sanıklar ... ve ... arasında menfaat çatışması bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak da aynı müdafinin hukuki yardımından yararlanmalarının savunma hakkının sınırlanması niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.

İncelenen dosya kapsamından;

05.05.2010 olan suç tarihinde 13 yaşında olan inceleme dışı sanık ... hakkında suç tarihinde 15 yaşında olan mağdur ...’e karşı yağma suçuna teşebbüsten, 13 yaşında olan ... ve 14 yaşında olan ...’e karşı ise nitelikli yağma suçundan kamu davası açılıp sanıklar ... ve ... hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ... hakkında yapılan yargılamanın ikinci oturumunda tanık olarak dinlenen ...’a ileride aleyhine sonuç doğuracak hususlarda tanıklık yapmama ve yemin etmeme hakkı hatırlatarak sorulduğunda tanıklık yapacağını ve yemin edeceğini söylediği ancak Mahkeme tarafından yeminsiz dinlenilmesine karar verildiği, sanık ...'ın beyanında sanık ...’un inceleme dışı sanık ... ile birlikte mağdurların üzerlerini aradığını veya ...'a mağdurların üzerlerinin aranması konusunda yardım ettiğini, kendisinin ... ve ...’a “Yapmayın” dediğini anlattığı, aynı oturumda Mahkeme tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına sanıklar hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda değişiklik yapılıp yapılmayacağı hususunda gereğinin takdiri için yazı yazılmasına karar verildiği, bunun üzerine sanıklar ... ve...hakkında da mağdur ...'e yönelik nitelikli yağma suçuna teşebbüs ve mağdurlar ... ile ...'a yönelik nitelikli yağma suçlarından kamu davası açıldığı, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 22.03.2011 tarih ve 104-77 sayı ile birleştirme kararı verilerek yargılamaya devam edildiği, Mahkeme tarafından sanıklar ... ve...için müdafi görevlendirilmesi amacıyla ilgili Baroya yazı yazıldığı, her iki sanık için Av. ...’un zorunlu müdafi olarak atandığı, ...’ın sanık sıfatıyla 22.06.2011 tarihli oturumda yaptığı savunmasında ifadesini değiştirerek mağdurların üzerini inceleme dışı sanık ...’un aradığını, sanık ...’un mağdurların üzerini aramadığını, Mahkemede yanlış anlaşılmış olabileceğini, ...’un, kendilerinden mağdurların üzerlerini aramalarını istediğini ancak bunu kabul etmediklerini söylediği, zorunlu müdafi olarak atanan Avukat ...’un her iki sanık yönünden de inceleme dışı sanık ...’un beyanlarının esas alınarak mahkûmiyetlerine karar verildiği gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükümlerini temyiz ettiği, kararın kesinleşmesinden sonra 22.06.2016 tarihli vekaletname ile sanık ... vasisinin Av. Muhittin Topaloğlu ile Av. Birsen Baş Topaloğlu’nu oğlu sanık ... adına müdafi tayin ettiği,

Anlaşılmış olup;

T.C. Anayasası'nın 'Temel Hak ve Ödevler' başlıklı İkinci Kısmının 'Kişinin Hak ve Ödevleri' başlıklı İkinci bölümünde yer alan 'Hak Arama Hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilerek savunma hakkı da güvence altına alınmıştır. Sanık bu hakkını bizzat kullanabileceği gibi müdafisi aracılığı ile de kullanabilecektir.

Anayasamızın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı hâline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde;

“1- Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...

2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:

a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek...” şeklinde adil yargılanma hakkının asgari şartları gösterilmiştir.

5271 sayılı CMK’nın, “Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma” başlıklı 152. maddesi ise; “Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir” hükmünü içermektedir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile de avukata, aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa vekâlet etmesi hâlinde, gelen işi reddetmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Yine Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kuralları'nın 35. maddesinde; “Avukat aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekaletini kabul edemez” kuralına yer verilmiştir.

Bütün bu hükümlere göre önemli olan, savunmanın hiçbir şekilde zafiyete uğramaması olduğundan, menfaat zıtlığı dar anlamda yorumlanmamalıdır.

Nitekim öğretide de aynı görüş benimsenmiş, şüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diğer sanığın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığı ve müdafilerinin değişik kişiler olması gerektiği belirtilmiştir. (Nur Centel–Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2013, 10. bası, s. 172.)

Ceza Genel Kurulunun 19.11.2013 tarihli ve 114 - 463; 08.06.2010 tarihli ve 35 - 140 ile 20.10.2009 tarihli ve 85-242 sayılı kararlarında da birlikte suç işlediği iddia edilen sanıkların müdafiliğinin tek avukat tarafından üstlenilmesi ve birisinin savunmasının diğerinin savunmasına zarar verebilecek mahiyette olması hâlinde, bu durumun sanıklar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle, bazı sanıkların savunmaları bakımından zafiyet oluşturacağı ve savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir.

Ön sorun bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

İnceleme dışı sanık ...’ın nitelikli yağma suçlamasıyla yargılandığı kamu davasında, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen sanık ...’ın tanık olarak verdiği ifadesinde aynı eylem nedeni ile hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen ...’in inceleme dışı sanık ... ile birlikte mağdurların üzerlerini aradığını veya ...'a bu konuda yardım ettiğini, kendisinin ... ve ...’a “Yapmayın” diyerek engel olmaya çalıştığını beyan ettiği, bunun üzerine Mahkeme tarafından sanık ... ve...hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararların gözden geçirilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması üzerine her iki sanık hakkında da nitelikli yağma suçundan kamu davaları açıldığı, Yerel Mahkemece söz konusu davalar birleştirilmek suretiyle yargılamaya devam olunduğu, ...’ın bu kez sanık sıfatıyla verdiği ifadesinde ...’un eylemi tek başına gerçekleştirdiğini, önceki ifadesinde Mahkeme tarafından yanlış anlaşılmış olabileceğini, ...’un, kendilerinden mağdurların üzerlerini aramalarını istediğini ancak bunu kabul etmediklerini savunduğu anlaşılan dosyada; sanık ...’ın aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişip sanık ...’u suçlayarak haklarında kamu davası açılmasına neden olan ifadelerinin diğer sanık ...’un savunmasını zayıflatması, bu durumun nitelikli yağma suçundan mahkûm olan her iki sanığın arasında menfaat çatışmasına neden olması ve bu nedenle sanıklar ... ve ...’un aynı müdafinin hukuki yardımından yararlanmalarının sanıkların savunmalarında zafiyet oluşturması nedenleriyle sanıkların savunmalarının farklı müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerektiği nazara alınmadan, Yerel Mahkemece duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması, hem yukarıda açıklanan kanun ve meslek kurallarının, hem de AİHS'nin 6. maddesinde asgari şartları belirtilen adil yargılama ilkesinin ihlali niteliğindedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire onama kararının sanık ... yönünden, düzeltilerek onama kararının ise sanık ... yönünden kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin sanıklar ... ve ...’un mağdurlar ... ile Özden’e yönelik nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin sanıklar arasında menfaat çatışması bulunması ve bu nedenle ortak müdafinin hukuki yardımından yararlanmalarının sanıkların savunmalarında zafiyet oluşturduğunun gözetilmemesi nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

Bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklar arasında menfaat çatışması bulunmadığı, buna bağlı olarak da aynı müdafinin hukuki yardımından yararlanmalarının savunma hakkının sınırlanması niteliğinde olmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 08.02.2016 tarihli ve 29134-404 sayılı onama kararının sanık ... yönünden, düzeltilerek onama kararının ise sanık ... yönünden KALDIRILMASINA,

3- Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2012 tarihli ve 287-70 sayılı kararının sanıklar ... ve ... yönünden mağdurlar ... Taşkın ile ...’a yönelik nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin sanıklar arasında menfaat çatışması bulunması ve ortak müdafinin hukuki yardımından yararlanmalarının sanıkların savunmalarında zafiyet oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabul edilerek Özel Daire onama kararının sanık ... yönünden, düzeltilerek onama kararının ise sanık ... yönünden kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, sanıkların nitelikli yağma suçlarına ilişkin cezalarının infazına başlanılmış ise İNFAZLARININ DURDURULMASINA ve TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde derhâl salıverilmeleri için YAZI YAZILMASINA,

5- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 24.10.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


Uygulamayı Edinin

App Store'dan veya Play Store'dan uygulamamızı indirip mobil cihazınızda Kararcı deneyimi yaşayabilirsiniz.